Aşılama Tedavisi (IUI) Nedir? - Vital Fulya Plaza

Aşılama Tedavisi (IUI) Nedir?

Aşılama tedavisi, yardımla üreme tedavilerinde uygun çiftlerde uygulanan, tüp bebek tedavisi öncesindeki basamak tedavilerinden biridir.

Kadının adetinin 2-3. Günlerinden birinde ultrason ile yapılan yumurtalıklardaki folikül yapısı kontrolünü takiben, en fazla üç yumurta kesesini uyarmak amacıyla uygun dozlarda ilaçlar başlanır. İlaçların kullanım yolu ağızdan yutulan tabletler ya da cilt altına yapılan iğneler şeklindedir. İlaçların içeriği hormonlardır. Ancak kadınları etkileyen asıl hormon yumurta keselerinin büyümesiyle artan östrojendir.

Yumurta takibi adı verilen süreç tüp bebek tedavilerindekine benzerdir. 2-3 gün aralarla yapılan ultrason kontrolleriyle yumurta olgunluk düzeyi tahmin edilerek 18-22 mm boyutuna ulaşan foliküllerde çatlatma aşamasına geçilir. Buraya kadarki süreç tahminen 10-14 gün arasındadır.

Çatlatma iğnesinin yapılmasını takip eden 24. Ve 48. Saatlerde ardışık ya da 34-36. saatler arası tek sperm enjeksiyonu (aşılama) ile tedavi tamamlanır. Aşılama için erkekten alınacak olan sperm, tüp bebekteki gibi 2-5 gün arası cinsel perhiz sonrası olmalıdır. Sperm daha sonra embriyoloji laboratuvarında özel hazırlama yöntemleri ile konsantre edilerek hazırlanır ve kadının rahminin içine özel katater yolu ile ağrısız bir şekilde bırakılır. Bu uygulama da embriyo transferine benzetilebilir.

Çünkü ultrason eşliğinde katater geçişi izlenerek yapılması başarı üzerinde pozitif katkılıdır. Hastanın aşılama günü idrara sıkışık olması istenir. Anestezi uygulaması aşılama işleminde sadece vajinismus hastalarına ve vajinal muayene zorluğu yaşayan kadınlara önerilir.

Aşılama tedavilerinin ardından cinsel aktivite kısıtlaması önerilmez. Tutunmaya destek bazı ilaç uygulamalarının devamı tavsiye edilir. Uygulamadan 12-14 gün sonra kanda gebelik testiyle aşılama tedavisinin sonucu kolaylıkla öğrenilebilir.

Aşılama Tedavisi için (UIU) En Uygun Adaylar Kimlerdir?

Aşılama tedavisi için aday çiftleri şöyle sıralayabiliriz;

  • Evlilik süresi çok uzun olmayan
  • Kadın yaşı 35’in altında olan
  • Normal yolla cinsel ilişki için kısıtlaması olan mesela vajinismus hastaları ya da ereksiyon sorunu olan erkekler gibi
  • Sperm sayısı ılımlı düzeyde düşük, hareketlilik zayıf olan durumlar
  • Adet düzensizliği olup, altında yatan sorunun sıklıkla polikistik over hastalığı (pco) olduğu kadınlar
  • Sosyal sebeplerle yumurtlama zamanlarında cinsel birliktelik yaşayamayan çiftler

Bu aşılama tedavisine aday çiftlerde mutlak tetkik edilmesi gereken en önemli testlerden biri HSG yani rahim-tüp filmidir. Tüplerin açık olması ve rahmin düzgün yapıda izlenmesi çok önemlidir.

Op. Dr. Aytun Aktan
Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Doktoru

Tüp Bebek Tedavisi Nasıl Yapılır? - Vital Fulya Plaza

Tüp Bebek Tedavisi Nasıl Yapılır?

Çift bir sene boyunca doğal ve korunmasız yöntemlerle çocuk sahibi olmak adına cinsel ilişkide bulunur ancak gebelik oluşmazsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Kadın 35 yaşından büyükse, bu durumda bekleme süresi 6 ay olmaktadır. Altı ay bekledikten sonra mutlaka bir kısırlık uzmanına başvurulmalıdır.

Daha sonra uzman çiftin kısırlık durumunu detaylı bir şekilde araştırmalıdır. Bu araştırmada çiftin tıbbi öyküsü, cinsel hastalıklar, geçirilmiş operasyonlar, kısırlık süresi ya da çalışma ortamı gibi faktörler de araştırılmaktadır. Erkek adaya ilk olarak sperm analizi yapılmaktadır. Bu sayede sperm sayı ve morfolojik özellikleri belirlenerek dölleme yetileri araştırılır. Daha sonra gerekli görülürse ürolojik muayene ve diğer tetkikler yapılabilir. Kadın kısırlığı daha komplike olmaktadır. Bu sebeple de tüpler, rahim durumu, hormonal faktörler, miyom-polip gibi yapılar araştırılmaktadır. Kadınlarda kısırlığa yol açabilecek daha çok faktör olduğu için araştırma daha detaylı yapılmalıdır.

Kısırlık sorunları belirlendikten sonra çifte uygun olan tedavi yöntemine başlanır. İlk olarak anne adayının yumurtalıkları uyarılır. Daha sonra uyarılan yumurtalar istenilen olgunluğa eriştiğinde toplanır. Toplanan yumurtalar baba adayından alınan sperm hücreleri ile döllendirilir ve daha sonra 3 ya da 5 gün sonra anne adayının rahmine transfer edilir.

Transfer edilen embriyoların sayısı ise anne adayı 35 yaşından büyükse ve ilk iki tüp bebek denemesi ise en fazla 2 olarak belirlenmiştir. Ancak anne adayının yaşı 35’ten küçükse bu durumda yalnızca bir embriyo transferine izin verilmektedir.

Op. Dr. Alper Şişmanoğlu
Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı

Çikolata Kisti Nedir? - Vital Fulya Plaza

Çikolata Kisti Nedir?

Rahmin iç kısmını oluşturan ve adet kanamalarını sağlayan Endometrium, adet sonrası dönemde kalınlaşarak 5 mm’ye ulaşır. Endometrium adet döneminden önce bir takım hormonlar sebebiyle 10-15 mm kalınlığa sahip olur. Bu süreçte yumurtalıklardan atılan yumurta spermle birleşip döllenirse, embriyo 1 hafta kadar bir sürede rahme ulaşır ve tutunarak gelişmeye başlar. Şayet yumurtalıklardan atılan yumurta spermle buluşmayıp döllenmezse, kalınlaşan rahim içi tabakası adet kanamasıyla birlikte dışarı atılır.

Kesin nedeni tam olarak bilinmemekle beraber endometrium dokusu rahim dışında başka yerlerde de konumlanabiliyor. Yumurtalıklar, karın iç kısmı, rahim üzeri gibi. Tıpkı rahim içinde olduğu gibi konumlandıkları diğer yerlerde de her ay aynı faaliyeti gerçekleştirip adet kanamasıyla beraber dışarı atılırlar. Bu olmaması istenen döküntüler üreme sistemindeki dokuların arasında yapışıklık olmasına sebep olur ve bu da çikolata kisti oluşturur.

Çikolata kisti (Endometriozis) en sık görülen kadın hastalıklarından biri olmasına rağmen bazen hiçbir belirti vermeyip sinsice ilerlediği için teşhisi en zor hastalıklardan biridir. Her 10 kadından birinde görülen Çikolata kisti 30’lu yaşlardan sonra tehlikesini arttırıyor.

Op. Dr. Alper Şişmanoğlu
Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı

Dental Fotoğrafçılıkla Kaizen - Vital Fulya Plaza

Dental Fotoğrafçılıkla Kaizen

Fotoğraf denilince ilk akla gelen, eski albümlerde yer alan 10’a 15cm boyutunda kağıtlardır muhtemelen. Peki şu an daha çok nasıl fotoğraflar görüyoruz?

Tabii ki dijital fotoğraflar!

Artık hayatımızda fiziksel fotoğraflardan daha çok varlar. Ve çoğu da telefonlarımızda yer alıyor. Onları elle tutamazsınız. Çünkü 0 ve 1 rakamlarından oluşmaktadırlar. 10 megabayt boyutundaki bir fotoğrafta  ise yaklaşık 17,000,000 farklı renk barınabilir.

Çok güzel bir atasözü durumu özetliyor aslında : “Bir resim bin sözcüğe bedeldir”
Eskiden fotoğraf diye bir şey var olmadığı için “atasözünü” biraz değiştirmekte sakınca görmüyorum. Bence artık “Bir fotoğraf binlerce sözcüğe bedeldir.”

2018 yılında dünyada yaklaşık 9 trilyon fotoğraf çekilmiş. Şimdi size dürüstçe cevaplamanız için bir soru soruyorum:

Geçen sene ortalama kaç fotoğraf çekmişsinizdir ve bunların % kaçı mesleğinizle alakalıdır?
Bu soruyu neden sorduğuma gelirsek cevabı çok basit : “Kaizen”

Yaptığınız işe sürekli kritik verebilmenin en basit yolu “çektiğiniz fotoğrafları okumaktan” geçer.

Kai-Zen

Kai değişim, Zen ise daha iyi demektir. Mükemmele ulaşma arzusuyla sürekli daha iyisini yapmak için çalışma ve kendini geliştirme felsefesine Japonlar Kaizen diyor. Yani Kaizen felsefesi, yaptığınız işte günden güne daha iyi bir sürece ve sonuca sahip olmanızı amaçlar.

Yapmanız gereken ilk şey “Problemlerin olduğunu kabul etmek”tir.

Çünkü sorunlar yaşamak için değil, çözülmek için vardır.

İkinci adımda ise bulduğunuz bir probleme odaklanıp kullanılan malzeme ve teknikleri tekrar edilebilir şekilde değiştirmeniz ve süreci standartlaştırmanız gerekmektedir.

Ardından, yapılan değişikliklerin işe yarayıp yaramadığını kontrol etmelisiniz.
Son olarak da kalıcı iyileştirme için önlemler almalısınız.

Dental Fotoğrafçılık da bu anlamda kritik verme aracımız olmaktadır.
Eğer her yaptığınız tedaviyi fotoğraflar, sürekli onlara kritik verir, her seferinde ufak da olsa iyileştirme yaparsanız, 1 ay içerisinde ne kadar geliştiğinize şaşırabilirsiniz ?

“Dental Fotoğrafçılığa hızlı bir giriş yapabilir miyim?”

Evet yapabilirsiniz. Cebinizde akıllı bir telefonunuz varsa onun kamerasını kullanarak başlayabilirsiniz mesela.

Ancak unutmayın, lens küçülüp sensöre yaklaştıkça fotoğraflarda “Balık Gözü Efekti” görülecektir.
Yani 30cm ve yakınından çekeceğiniz fotoğraflarda, oluşan distorsiyondan dolayı, milimetrik ölçüm ve analizler yapmanızı önermem.

Bir sonraki aşama ise DSLR ya da aynasız(mirrorless) bir makine ile dental fotoğrafçılığa devam etmektir.

Gelebileceğiniz en iyi seviye de ucunda makro lensi ve makro flaşı olan bir fotoğraf makinesi kullanmaktır.

Dt. Adem Can Karaçor
Diş Hekimi

Diz ve Kalça Rahatsızlıkları - Vital Fulya Plaza

Diz ve Kalça Rahatsızlıkları

Eklemlerin hastalıklara maruz kalarak işlevini yitirmesi hareket kabiliyetini yok eder. Mesela diz eklemini ele alalım. Diz ekleminde aşırı kıkırdak kaybı görülmesi dizi hareketsiz bırakacaktır. Bu durumda hastanın aynı taraf kalça , ayak bilek eklemi ve karşı taraf diz eklemi hareketi sağlamak için daha fazla zorlanır. Kaçınılmaz olarak bu eklemlerde zarar ortaya çıkar. Özellikle ileri yaşlarda hasta yürüyemez hale gelir.

Çeşitli eklem rahatsızlıkları bu tabloyu yapsa da en sık halk arasında kireçlenme dediğimiz osteoartrit bu olaya neden olur. Öncelikle diz ve kalça eklemleri etkilenir. Omuz eklemi yada ayak bilek ekleminde de görülebilir. Hastanın ciddi ağrısı olur ve etkilenen bölgeyi kullanamaz, diz yada kalça ise yürüyemez. Israrla yürürse çok şiddetli ağrısı olur, hatta ağrı uyutmaz. Artroplasti bu etkilenen eklem kıkrdağının çıkarılması yerine yapay eklem konulması ameliyatıdır. Geri dönülmesi mümkün olmadığından tercihen ileri yaşlarda yapılır.

Yeni geliştirlen materyaller sayesinde protezlerin 30 yıla varan sağ kalımı bildirilmiştir. Ameliyat sonrası etkin rehabilitasyonla iyileşme daha çabuk olmaktadır. Hasta eklem ameliyat sonrası işlev görebilecek hareket kabiliyeti kazanır. En önemlisi ağrısı geçer.

En sık diz ve kalça eklemine artroplasti yapılır. Bunun dışında omuz, ayak bilek hatta el ve ayak parmakları için protezler geliştirilmiştir. Diz yada kalça artroplastisi sonrası az da olsa yürüme ameliyat sonrası ertesi gün mümkün olur. Merdiven inip çıkabilme hastanın kas kuvvetine bağlı 2 aya kadar mümkün olur. 2 ayda protez tam fonksiyon görmeye başlar.

Prof. Dr. Akın Uğraş
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

Skolyoz - Vital Fulya Plaza

Skolyoz

Kısaca skolyoz omurganın yana eğrilmesidir. Hastalık sıklıkla kızları etkiler. Birçok tipi olmakla beraber en sık hızlı boy atma döneminde ortaya çıkan tipi görülür. Bu tipin nedeni tam bilinmemekle beraber son bulgular hastalığın genetik geçişli olduğuna işaret etmektedir. Ailesinde skolyoz olan kızlarda skolyoz görülme riski daha fazladır.

Omurganın eğilmesiyle skolyoz sırtta şekil bozukluğu yapar. Bu bozulma erken safhada hastanın öne eğilmesi ile görülebilir. Kürek kemiklerinden biri diğerine göre daha yüksektir. Hastalık omuz dengesizliği yapabilir. Özellikle boyuna yakın eğrilikler eğrilik az da olsa omuz dengesizliği yapabilir. Skolyoz eğriliği sırtta görülebileceği gibi belde de ortaya çıkabilir. Bel çukurluğu içinde gizlenen eğrilik daha geç yaşta farkedilir. Leğen kemiğine yakın eğrilikler ise bu kemikte tilt yaptırarak sanki bir bacak diğerine göre daha kısaymış gibi etki oluşturabilir. İlerleyen safhalarda skolyoz eğriliği sırtta gözle görülen bir asimetrik çıkıntı oluşmasına yol açar. Vücudun dengesini bozar. Gövdenin sağa yada sola yer değiştirmesine sebep olabilir.

Hastalıktan şüphelenildiği zaman hastanın sırtının arkadan muayene edilmesi gereklidir. Hastanın öne eğilmesi istenir. Sırtta görülen herhangi bir asimetri skolyozun habercisi olabilir. Fakat kesin tanı röntgen ile konulur.

Röntgen ile hastalığın derecesi saptanır. Hafif eğrilikler sadece takip edilir, yani gözlemlenir. Çünkü çocuk büyüdükçe eğrilik ilerleyebilir. Riskli çocuklara kısa aralıklar ile muayene yapılır ve grafi çekilerek eğriliğin ilerleyip ilerlemediği kontrol edilir. Eğriliğin ilerlemesini önleyici egzersizler Fizik tedavi hekimi tarafından başlanır.

Skolyoz özellikle okul çağında görülür. Skolyoz tespit edilirse çocukların ağır çanta taşımaması istenir. Sırta ağırlık bindiren hareketlerden kaçınmak gerekir. Omurgada baskı oluşturan halter gibi sporlar yapılmamalıdır. Fakat spor kısıtlaması yoktur. Spor sırt kaslarını geliştirir. Çocuğun sosyal ortamından koparılmaması, arkadaşlarından geri kalmaması önemlidir. Yine psikolojik olarak rahatlaması için spor tavsiye edilir.

İlerleyen eğriliklerde ise ilerlemeyi durdurmak için korse tedavisi verilir. Skolyoz korse tedavisinde hastanın uyumu önemlidir. Çok terleyen çocuklarda kullanım zordur. Tedavinin başlangıcında korse günde 22-23 saat kullanılır. Eğrilik kontrol altına alındıkça korse giyilme süresi azaltılır.

Bazen tüm tedavilere rağmen eğriliğin ilerlemesi kaçınılmaz olur. Skolyoz eğriliği belli derecelerin üzerine çıkarsa ve müdahale edilmezse ileri yaşta daha büyük problemlere yol açar ve düzeltilmesi daha zor olur. Bu problemler gövde denge bozukluğu, nefes yetmezliği yada kalp sorunları olarak özetlenebilir. Cerrahi olarak eğrilik düzeltilir.

Bugün için riskli dediğimiz sinir yapışıklığı olan skolyozlu hasta grubunda bile cerrahi tedavi başarıyla uygulanmaktadır. Son teknikler ile eğrilik %85-90 oranında düzeltilebilir. Ameliyat sırasında hastanın sinirleri devamlı gözlemlenmektedir. Skolyoz cerrahi ile omurga vücuda zarar vermeyen vidalar sayesinde düzeltilir ve düzeltilmiş pozisyonda kemik kaynaması sağlanır. Böylelikle eğriliğin tekrar oluşması engellenir. Cerrahi uygulanan yaş grubu çocuklar yaşlarının avantajı ile çabuk toparlanır ve yetişkin hasta grubuna göre normal hayatlarına daha kısa sürede dönebilirler.

Son olarak erken teşhisin tedaviye erken başlama ve eğriliği kontrol altına alma için önemli olduğunu belirtelim. Bu nedenle özellikle ailesinde skolyozu olan kız çocuklar boy atma döneminde takip edilmeli, şüphelenildiğinde doktora başvurulmalıdır.

Geçmiş olsun.

Prof. Dr. Akın Uğraş
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı